Genmem Bir Ekosistem projesi olup amaç ve gaye olarak bir bilgi paylaşım portalı oluşturmuştur üyelik sistemi ile siz arkadaşlarımızı yorum ve görüş bildirmeye olanak sağlamaktadır.
YETES: Yeni Evrensel Temel Eğitim Sistemi

Yazmayı hedeflediğim 4 kitaptan 2. sırada olan 2050 sonrası için eğitim konulu esere koymayı düşündüğüm isim YETES. Tam İnsanın yetişmesi için yepyeni bir eğitim modeli öngörüyorum.

Yukarıda ki resim Unesco sayfasından alınmıştır. Gelecek okur yazarı yetiştirmek günümüzün en acil meselesidir. Bu girişle size merhaba demek istedim.

Babalar Gününüz Kutlu Olsun

Ben bu vesileyle sizlere Dünya Dedeler Günü için öneride bulunmak isterim. Bildiğim kadarıyla babalık oldukça erken gelen mertebe, çocukla ilişkiler biraz deneyimsiz geçer. Çoğu kez de hatalar üretir. Oysa Dede/ Torun ilişkisi daha olgun zamanda doğar. Ve her iki taraf için daha verimli geçer. Ben an azından öyle yaşadım.

İki oğlum 5 torunum vardır. Hepsini çok seviyorum. Aramızda bilgi duygu alışverişi her zaman vardır. Umarım onlar Eylül ayı ilk pazar gününü “Dünya Dedeler Day” DDD olarak kutlamayı evrensel bir etkinliğe dönüştürürler. Bu yıl 11 Eylül 2022 DDD ilan edebilirler.

” BİR KİTAP OKUDUM? ” Av. Abdurrahman Bayramoğlu Tarafından Kitapla İlgili Yorum

BİR KİTAP OKUDUM?

Ben ve Mem adlı kitabın bazı bölümlerini yazım aşamalarında okumuştum. Biraz dağınıktı ve yazarını tanıyanların anlamlandırabilecekleri türden bazı anlatılar içeriyordu. Basımdan gelen halinde ise kurgu ile konu bütünleşmesi tamamlanmış.

Kitabın yazarı Süleyman Bayramoğlu benden 8 yaş büyük ağabeyimdir. Ama yazımda onunla akrabalığımdan değil kitabından öğrendiklerimden söz edeceğimden, adını kullanacağım.

Süleyman Bayramoğlu kitabında 70 yılı aşan yaşamından ve varoluş sürecinde binlerce kitap (5000 kadar) okuduğundan ve bu okumaların kendisine kattıklarından, kitap okumanın kendisi için soluk almak kadar yaşamsal olduğundan söz ediyor.

Bu sunumdan her okur farklı bir çıktı edinebilir. ‘Kitap okumak lazım’, ‘çok okuyan çok bilir’ veya ‘kitap okumak insanı kamil yapar’ vb. Bunlar doğrudur da. Ancak ben okuduklarımdan ve biraz da kendisini tanıdığımdan (belki de tanımadığımdan), bunun eksik kalacağını düşünüyorum. Kitap okumak, tek başına da insan için yararlı bir eylemdir. Ama Süleyman Bayramoğlu’nun kitap okumakla ulaştığı sonuç, tek başına kitap okumakla elde edilecek bir sonuç değil sanırım. Kitabı belirli bir amaçla, mutlak şüpheyle, eleştirerek ve yaşayarak okumak gerek bu sonucu elde etmek için. Diğer türlüsü canlı kütüphane olmaktır. Demem o ki, kitap okumak amaç değil araç olmalı, kitap okuyanın hayatı değişmelidir.

Ben ve Mem’in kapağını çevirince ilk sayfada gördüğüm; “Bu eser; inananlara değil, aklı sayesinde inanamayan ve mağdur edilen gençlere adanmıştır.” sözünden anladığımla, kitabı bitirdikten sonra anladığım oldukça farklıydı. Kitabı okuyup, koyu harflerle yazılan inanamayan sözcüğüne yüklenen özel anlamı fark ettiğimde, ilk olarak, Süleyman Bayramoğlu’nu tanımıyor olabileceğimi düşündüm.

İkinci olarak da, yazarın takılmadığı oltayı avcının sudan boş çıkarmadığını, sıradaki balık olarak oltaya takılanın ben olduğumu öğrendim. Başka bir yazının ya da bir öz yaşam öyküsünün konusu olabilecek bu parantezi burada kapatmalıyım. Çünkü tanıtmak istediğim kitapta inan(a)mayan sözcüğü dışında ben yokum.

Ancak bilmenizi isterim ki sıradaki balık kıyıya çekilip, avcının elleriyle solungaçları yırtılarak oltadan çıkarıldıktan sonra, öleyazarken mucizevi bir hamleyle kendini denize atmayı başardı. Oltanın izi henüz kapanmasa da kendi denizinde yaşıyor hala.

Kitaptan çıkardığım diğer bir sonuç; Mem’i parçalayabilen Ben’in evrensel bütünlük (tekillik) içinde doğal yerini alabileceği, maddenin (enerjinin) sakınımı yasasının tek yasa olarak yeterli olacağıdır.

Kitabı okuyanların kendilerine özgü çıkarımları olacaktır elbette. Ancak özellikle zaman bakımından, yazar ve onun düşünce önderleri veya rehberleri olan F. Nietzche, A. Toffler, Y. Harari ve R. Kurzweil kadar iddialı (umutlu) olmamakla birlikte, insanın ya iş işten geçmeden doğal yasalara göre yaşamını sürdürmeyi kotaracağını, ya da ileride topraktan Sapiens fosilleri fışkıracağını düşünüyorum.

Adlarını sıraladığım yazarlar ve adını anmadığım ama kitapta kendilerine yer ayrılan diğer yazar, filozof ve bilim insanlarının kimliklerinden de anlaşılacağı gibi Süleyman Bayramoğlu çok erken yaşlardan beri bilimsel gerçeklerle örtüşmeyen ve insanı sıkı sıkıya çevreleyerek adeta soluksuz bırakan yapay kültürlerle savaşmayı kendisine ilke edinmiş… Savaşı da sözde değil, kanlı canlı bir şekilde sürdürmüş…

Bu bağlamda bilişim çağının son moda ürünlerinin (metaverse ve kripto ürünler) de yeni tür Mem olarak insan için yakın tehlike olduğuna inanıyor ve bu tsunami insanı içine almadan, dalganın içine dalarak onu kontrol edecek TAMİNSAN’ı yetiştirmek gerektiğini söylüyor. Bunun için önerdiği özgün bir eğitim modeline ilişkin birkaç ipucu verdikten sonra, ikinci kitabının eğitim üzerine olacağını ve yazımına başladığını söylüyor.

Son olarak kitabın kapak resmi olarak da seçilen, çatışmasız yaşam grafiğinden söz etmeliyim. ‘Değere ulaşmada çatışmasızlık’ olarak tanımladığı ilkeye göre; ihtiyaçlara ulaşmak için başkalarıyla çatışmaya gerek yok. Gerekli enerji evren (güneş) tarafından sunuludur. Başkalarına gölge etmeden elini uzat ve gerektiği kadarını al. Aldığın kadar ver, verdiğin kadar al. Karşılıksız bir şey bekleme, bekleyenlere de elindekileri kaptırma. Böylece, artık değer yaratılmaz, vermeden almak isteyenler sömürücülerin düzeni de kendileriyle birlikte yok olur gider.

Süleyman Bayramoğlu’nun 73 yıllık yaşamının son 65 yılına tanıklık etmiş biri olarak, neden onu belki de tanımadığımı söylediğimi de açıklamam gerek. Ben onun benim gibi inanmayan biri olduğunu sanıyordum. Oysa kitabından anladım ki o inanmayı istediği halde inanamayan biriymiş. Bense solungaçlarımdaki kanca yarasından olsa gerek, bir daha arkama bakmamıştım. Yani aramızda bir a fark varmış. Gen kodunun 4 harften oluştuğu düşünüldüğünde bayağı önemli bir fark…

Ben ve Mem’in tam zamanında yazıldığını, dolayısıyla onu okumanın tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Madde (enerji), kosmos, evrensel düzen, oluş, yaratılış vb. konularda safsatalardan arındırılmış ancak bilimsel terminolojiyle de zorlaştırılmamış bilgileri bir yaşam öyküsü eşliğinde okumak isterseniz okumanızı öneririm.

Av. Abdurrahman Bayramoğlu’nun yazıları için https://www.yeniyaklasimlar.org/?p=tum-yazilar&id=2 sitesinden ulaşabilirsiniz.

KİTAPLA İLGİLİ ÖZGÜN BİR YORUM

METİN CAN

Durum erişilebilir

Metin Can• 1.Ekonomi ve Teknoloji Yazarı/Konuşmacı2 gün • Düzenlendi • 2 gün önce

5 bine yakın kitaptan ve 70 yıllık hayat deneyiminden süzülen bir kitap: Ben ve Mem (kültür). Süleyman Bayramoğlu‘nun yeni kitabını mutlaka okumanızı öneririm. Kültürler, yalanlar ve bilim üzerine çok şey öğrendim, özetlemesi zor ama birkaç satır yazmak istedim.
👀İnsanlık, 2 ayağının üzerine kalktıktan sonra dünyayı diğer canlılara göre farklı bir açıdan görmeye başladı. Tüm yalanlar da işte o gün başladı. Gözler nesnelere olmayan anlamlar yükledi. Somut maddeler soyutlaştı.
✔Bu anlamlar gerçek olmayan yüz binlerce idrak yarattı. Savaşların kültürlerin temelini attı.
✔Homosapiens seviyesinde beyin bu yalanlarla 1400 gr miktarına ulaştı. Biyolojik bir kanser sayılan bu organ evrensel yasaları aşındırdı ve atmosferin kimyasını bozdu.
👉Ancak insanlar toplumları adil şekilde yönetecek genelgecer bir yönetim sistemi bulamadı. Şimdi kendi geleceğini yapay zekaya teslim ediyor.
🚩Bazı yalanların ömrü doldu. Artık karşımızda metaverse yalanı (yeni cennet) var.
✔Özetle evrensel enerji biyoloji ile ilgili serüvenine son vermeye, bize ödünç verdiği maddeyi geri almaya hazırlanıyor. Bilgi araçsal varlıktan gerçek bir varlığa dönüşüyor.
👍Kitabın mem yani kültür kısmından da herkes kendi hayatından bir parça bulacaktır.
📚Ayrıca kitapta son yüzyıla damgasını vuran Richard Dawkins, Carl Sagan, Brian Greene, Yuval Noah Harari, Ray Kurzweil, Pedro Domingos, Nick Lane gibi yazarların kitaplarından da değerli özetler var.
#enerji #yönetim #metaverse #kitap #benvemem
www.genmem.net
Ulaşmak için: https://lnkd.in/dhuFJz2b

Kitabımla ilgili bu kadar anlamlı bir özet nadir bulunur. Metini Kutlarım.

KİTABIM YAYINLANDI

Mayıs ayının bahar havasında size kendi dünya görüşümü özetleyen “Ben ve Mem” adlı kitabımı sunuyorum.

H2 SENSÖRLERİ
Bilim adamları, bir kuantum sensörü olarak bir hidrojen molekülünün kullanımını gösteriyor
Hidrojen atomu kullanılarak atom düzeyinde olayları inceleme araçları yapılmaktadır.

Yalanların üzeri eskisi kadar kolay örtülemeyecek, yeter ki TAMINSAN çoğalsın…

BEN VE MEM 30 Nisanda Dağıtımda olacaktır.

Değerli İnsanlar, size sonunda “BEN VE MEM” adlı kitabımı sunuyorum. Belli bir süre dağıtım işleri sürecektir. Bir dünya görüşü sunumu olan eserimi okumanızı istiyorum. Sizi ve geleceğinizi mutlu ve başarılı görmek istiyorum.

DİJİTAL BİZİM KULLANABİLECEĞİMİZ ARAÇTIR…
BCD rehberliğiyle TAMINSAN Ecolake ortamında büyüyor.
Akgöl/Sinope

Bu proje için pilot nesil : Göle yakın alanda 3 Gen şeklinde 10 ev olacaktır. Evlerde 10 kız, 10 erkekten oluşan Kreatörler BCD : Beta Child Developer (Beta çocuk gelişimcisi) adlı Yaratıcı/Yetiştiriciler seçilir. Kendileri bilişim ve pedagoji eğitimi alarak hazırlanırlar. Kendi çocuklarına 1 yaşından itibaren bilişim kullanıcılığını öğreterek gelecekte oluşacak çevreye uyumlarını sağlarlar. 21. yy sonuna doğru yeni insan tipine geçişi sağlarlar.

Avukatlar Günü 05 Nisan 2022

Resim

Evet, 1969 yılında Türkiye adalet sistemine girdiğim günden bu yana adaletten hızla uzaklaşan bir toplumla iç içe yaşadım. Sonraki yıllarda Dünya çapında gözlemlerim oldu. Yerelde veya genelde, Hak Hukuk ve Adalet var mı? Eskişehirli ve Sinopluları ayrı koyarsak bu ülkede adalet isteyen yeterince birey olmadığını gördüm!..

Önümüzdeki yıllar içinde ele alacağım 3. kitapta ADALET ve Geleceği konusunu ele alacağım. Umarım böyle bir 5 Nisanda size sunabilirim. Bu vesileyle avukatları kutlarım. Son 20 yılda en cesur platform olarak tarihten onur madalyası aldılar. Bende 50 yıldır İstanbul Barosu kimliğimi gururla taşıyorum.

Sinop barosunun 7 nolu üyesi Av. Ülkü Dizdaroğlu’nu özellikle kutlarım. Adil bir şehre emeği geçmiştir.

Av. Süleyman Bayramoğlu (İstanbul Barosu 11620 no)

BEN ve MEM adlı kitabımdan kısa bir alıntıyla bu günü değerlendirmeliyim.

HUKUK VE ADALET

Hukuk ve Adalet; haklar demektir. Hakkın çoğulu. Aşağıda göreceğiniz gibi iki alıntı var. Sağda, gözleri kapalı, tarafsız yargıç heykeliyle simgelenmiş heykel… Adalet bir heykel! Zaten hepsi o kadar ötesi hiç gerçekleşmedi.

Hammurabi Kanunları M.Ö 1760 gibi ortaya çıkan en eski kanunlardır. Bugünkü dünya hukuk sistemine en anlamlı katkıyı, 2 bin yıl önce Roma İmparatorluğu getirmiştir.

Dünya nüfusu artarken yönetim güçlüğü doğunca, ideal amaçla başlayan hukukileşme ve adalet, bizim zamanımıza yaklaşınca iyice yozlaşmaya başladı. Ambalajı süslü içi boş yapıdan ibaret kaldı.

Din, devlet gibi soyut sanal kavramların arasına en son katılan üye de adalet oldu. Yöneticinin işini kolaylaştıran bu kutsal kurumlar her zaman onların vazgeçilmez araçlarıdır.

Tarım dönemi, üç büyük dinin doğuşuyla, belli oranda yönetim işlerini kolaylaştırdı. Hele Tevrat’ın hayvancılığa olan büyük katkısı unutulmaz, yüz sayfa çul çadır, hayvan kesim ve tütsü kurallarının anlatımı, kutsal metinlerde yıllar önce gördüğüm ilginç bir durumdur. Hala hatırlarım o bölümleri okurken, çadırlarda oluşan kokuları içimde hissetmek, beni henüz tam yitirmediğim tanrı inancından, kesin olarak ayırmıştı. İnsan içinde doğmadığı kültürün zaaflarını daha kolay görebilir. “Kutunun dışından düşünmek” gibi.

Buradan asıl soruya geçersem, birden çok canlı bir arada olduğunda nasıl yönetilir? Cevap, hayvanlarda içgüdülere bırakılmış iken, bizde akıl ve onun kurnazca maharetlerine göre eğilip bükülerek, sözde formlar ya da normlar olarak binlerce yıl sürüp gelmiştir….

Dünya Kadınlar Günü 2022

Yaklaşık 20 yıl önce Kadınlar Günü için yazdığım 3 perdelik komediyi özetlemek istiyorum.

Oyunda yaratılış hikayesi Adem ile değil Havva ile başlatılır. Kadın baz olarak alınır.

NASIL OLDULAR ?

Kapak Resmi:

KOMEDİ                                                          27/02/2002 İstanbul

POZİTİF DÜNYA

Negatif Dünya (şu an ki elektronları eksi yüklü dünya) ile tam zıddı elektrik yüke sahip yarım metre ötede, bir de “Pozitif Dünya“ vardır. Yirmi birinci yüzyılın bilim adamlarına göre, o dünya tamamen karşı maddeden yapılmıştır. Bu İkiz Dünyalılar milyonlarca yıl birlikte yaşadıkları halde birbirlerinden bir türlü haberdar olamazlar. Fakat bir gün CERN de bilimsel çalışmalar esnasında, kaza sonucu bu “Pozitif Dünya” birkaç saatliğine sizlere görünür. İşte şu an siz seçkin izleyiciler tam da 11D gözlükler ile görmeye uygun, uzay-zaman koordinatlarına konumlanmış bulunuyorsunuz. Sizler bu oyunda kendi dünyanıza hiç de uymayan bazı ilginç hikâyeler izleyeceksiniz. Merak etmeyin hiç de düzeninizi…

Birinci Sahnenin Ön Oyunu

(Pozitif cennetten bir köşe: Burada bitkiler açık mavi, su ve hava ise çok açık yeşildir. Şahıslar ve nesneler ise negatif dünya ile fiziki ölçüler olarak aynıdır, sadece karakterler ve olaylar farklıdır. Yönetmence uygun efektler, dekor ve kostümle hazırlanan bir ön sahne vardır. Bu sahnede Big-Ben’den sonraki birkaç saniyelik evrensel oluşum canlandırılır, burada –yönetmenin kabiliyetiyle- çok zengin efektler oluşturulabilir. Sürekli sis ya da yarı şeffaf özel bir perdeyle oyuncular soyutlaştırılır iyice büyütülürler. Perdenin arkasında iki tanrı silueti var, biri kadın biri erkek tam çıplak vaziyette ayakta sevişme pozisyonundalar. Sadece yansımaları ve sesleri duyulur.)

Oyuncular: Tanrı, Karşı Tanrı

Tanrı

(Gür bir sesle ) Heeyt… Bu meret ısıyı bize sormadan kim düşürdü? Tamda evrensel simetrik düzeni yakalamıştık.

Karşı Tanrı

Doğru söylüyorsun sevgilim, bende her şeyimi senin tam orana kenetleyecek şekilde ayarlanmıştım.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayınız.